cemet | yunus

cemet | yunus

İletişim                      yunus_kose@msn.com Bizi Arkadaşlarınıza Tavsiye edin

BİLGİ PAYLAŞIM PLATFORMU Arama RSS Kaynakları

Ana sayfa

Haberler (Her tür)
Ziyaretçi Defteri
Yunus emre ÖZEL
• Köşe Yazıları
Profilim
Bize ulaşın
Arşiv

Dosyalar

Messenger Eklentiler
Toolbar'ımzı yükleyin
Şiir ve Yaşam
Diğer weblerim
Bir teklif
Sağlık
DR. Bilge
Evlilik
Arabalar
Midiler (cep için)

Haberler

Haber siteleri
İlginç haberler
Teknoloji haberleri

Dini İslami

Efendimiz (sas)
İslami Programlar
İslami Video
Dua ve Hadisler
Dini Hikaye & Şiir
İslami resimler
Ve Diğer Herşey>>

Güncel Yazılım

Yazılımlar
En Çok Yüklenenler
Free yazılımlar
Download Siteleri
Teknoloji haberleri

Albüm

Kişisel Galeriler
• Her Tür Fotoğraf

Kadınca

Moda bakım makyaj
Anne ve Çocuk
Magazin
Damak Keyfi
Aile

MEDİA

ENSTRÜMANTAL FON
Animasyonlar
Video CENTER
Karikatürler
Kendi MEDİA'larım

SineMüslim

Kendinizden sonraki kişiye temiz ağızla dua edin!

Online Müzik Dinlemek İçin Tıklayınız

Cemet FM'i dinleyin

“Sinsi tehlike” hipertansiyon

“Sinsi tehlike” hipertansiyon
DOÇ. DR. OSMAN KAFTAN
Hipertansiyon yetişkin nüfusunun büyük bir kısmını ilgilendiren, tedavi edilmezse yüksek oranda ölümlere neden olan bir sağlık sorunudur. Halk deyimiyle büyük tansiyon (sistolik kan basıncı) 140 mmHg veya üstü, küçük tansiyon (diastolik kan basıncı) 90 mmHg ve üstü ise kan basıncı yüksekliği, yani hipertansiyondan bahsedilir.

Hipertansiyon sinsi bir hastalıktır. Tansiyon yüksekliği belirti vermeyebilir. Bazen ilk belirti inme, enfarktüs veya ani ölüm olabilir.

Tansiyon yüksekliğini kuduz bir hayvana benzetebiliriz. Eğer kuduz bir hayvan serbest bırakılırsa ne yapacağı belli olmaz; herkesi ısırabilir, hiçbir şey yapmayabilir, ama hayvanın ayağını bağlarsak kimseye zarar vermez. Kan basıncı yüksekliği de serbest bırakılırsa kişiye her türlü zararı verebilir, ama diyet veya ilaçla önlem alırsak bir şey yapmaz.

Ülkemizdeki 18 yaş üstü erişkinlerin yüzde 31,8’nin yani 15 milyon bireyin bu rahatsızlığının olduğu biliniyor. Ve asıl ilginci bunların sadece yüzde 40’ının hastalıktan haberi vardır.

Kadınlarda erkeklerden daha fazla görülür (daha şişman olduklarından). Tedavi altındaki hipertansiyon hastalarının ancak 5’te birinde hastalık kontrol altındadır.

Kan basıncı yüksekliğinin yüzde 90’ında neden belli değildir. Genetik faktörler, böbrek tuz birikimi, obesite (şişmanlık) artışı, hormonal nedenler, Renin-Angiotensin sistemindeki değişimler kan basıncı yüksekliğinde rol oynayabilir. Kronik böbrek hastalığı, renovasküler hastalık, ilaçlarla olan kan basıncı yüksekliği, tiroid hastalıkları, Cushing sendromu, primer aldosteronizm saptanabilen nedenlerden bir gruptur.


BELİRTİLERİ NELERDİR?

Özellikle sabah uyanınca ensede hissedilen ağrı tipiktir. Yüzde kızarma, terleme bozuklukları, görmede bozulma, yürümede dengesizlik, depresyon, çarpıntı, çabuk yorulma, nefes darlığı olabilir.

Hipertansiyonda hastayı bekleyen en önemli sorun inme ve kalp yetmezliğidir. En öldürücü olanı ise koroner kalp hastalığıdır. Hipertansiyonda göz bulguları, böbrek bulguları ve nörojenik etkiler olabilir. Artmış kan yağları, sigara, şeker hastalığı, şişmanlık da hipertansiyon eklenirse komplikasyon riski daha da artar.


TEDAVİ İÇİN NE YAPILMALI?

* Diyet birinci basamaktır. Tuz kısıtlamasına (2gr/gün) gidilir. Sigara ve alkol tüketimi kesilir. Kilo azaltılıp zayıflamaya çalışılır. Yürüme, yüzme gibi egzersizlere dikkat edilir.

* Halk arasında belirti olmadan tedaviye başlanmaz, ilaç alınmaz gibi çok yanlış bir inanış vardır. Sinsi tehlike bizi uyarmadan biz önlemimizi almalıyız.

* İlaca bağımlı kalır mıyım diye endişelenirler. Evet bağımlı kalırız, çünkü bu hastalıkla baş etmede birinci basamak onunla düzenli mücadele etmektir.

* Her ilacın yan etkileri vardır. Hiçbiri tansiyonun etkilerinden daha tehlikeli değildir.



DOÇ. DR. OSMAN KAFTAN, FATİH ÜNİVERSİTESİ HASTANESİ İÇ HASTALIKLARI ANABİLİM DALI


Tarih: 22:28, Salı, Mart 27 Kategori: SAGLIK
Yorum (0) | Yorum yaz | Bağlantı

Sigarayı bırakabilirsiniz!

Sigarayı bırakabilirsiniz!
PROF. DR. ŞERİF ALİ TEKALAN
Sigarayı bırakma kararıyla hayatınız değişecek. Bu tabii ki kolay olmayacak. Pek çok kişi başarmak için desteğe ve motivasyona ihtiyaç duyar. Siz de bırakabilirsiniz. Başaran insanların da en az sizin kadar tiryaki olduğunu unutmayın!

Araştırmalar sigara içenlerin yüzde 90’ının sigarayı bırakmak istediklerini fakat bunu başaramadıklarını göstermektedir. Çoğu tiryaki aksini söylese de sigarayı bırakmak mümkündür. Uyandıktan hemen sonra sigara içenlerin, hastayken sigara içenlerin, sigaradan uzak duramayanların, sabahları daha fazla sigara içenlerin ciddi derecede bağımlılığı vardır ve bu kişiler sigarayı bırakmakta zorlanırlar. Sigarayı bırakanların yüzde 70’i ilk ayda tekrar kullanmaya başlarlar. Sigarayı bırakmış olanların dörtte birinden azı, ilk girişiminde bunu başarmıştır. Sigarayı kalıcı olarak bırakanların çoğu bunu başarmadan önce 3-4 kez bırakmayı deneyip yeniden başlamışlardır. Güzel haber şu ki, sigarayı bırakmaya çalışıp bırakamamak her şeyin sonu değildir. Neden başarısız kalındığından ders alarak bunu başarıncaya kadar tekrar tekrar gayret etmek gerekir. Araştırmaların verdiği başka iyi bir haberde de, Amerika’da sigara içen kişilerin yaklaşık %45’inin sonunda sigarayı bırakabilmesidir.


Sigarayı bırakmak için kendinizi hazırlayın!

Bırakmak istediğinize dair olumlu karar verin. Bunun ne kadar zor olabileceğine dair olumsuz düşünceleri engellemeye çalışın.

Bırakmak isteyişinizin bütün nedenlerini sıralayın. Her gece yatmadan önce bu nedenlerden birini 10 kez tekrar edin.

Sağlığınız ve başkalarına karşı sorumluluklarınızın yanında, güçlü kişisel nedenler geliştirin. Mesela sigara molaları, satın almak için koşuşturma, ateş arama için ziyan ettiğiniz toplam zamanı vb. düşünün.

Kendinizi fiziksel olarak forma sokmaya başlayın: Düzenli egzersiz yapın, daha fazla sıvı alın, yeterince dinlenin ve aşırı yorgunluktan kaçının.

Bırakmak için bir tarihi, hedef olarak belirleyin. Doğum gününüz, evlilik yıldönümünüz gibi özel günleri seçebilirsiniz. Eğer yoğun olarak işyerinde sigara içiyorsanız, tatilde bırakın. Belirlediğiniz günü kutsal gibi kabul edin, hiçbir şeyin onu değiştirmesine izin vermeyin. Böylece bırakma gününüzü her yıl katlayabilirsiniz.

Bırakma sırasında görülen rahatsız edici belirtilerin geçici olduğunu bilin. Geneli sadece 2-3 hafta sürer.

Sigaraya yeniden başlamaların çoğunlukla, ilk haftalarda meydana geldiğini bilin. Bunun geçireceğiniz en zor zaman olduğunun farkında olun ve bu kritik dönemi atlatmak için iradeniz, aileniz, arkadaşlarınız gibi bütün şahsi kaynaklarınızı kullanın.

Diğer yeniden başlamaların çoğunun da, sigarayı bıraktıktan sonraki ilk 3 ay içinde olduğunu bilin. Yeniden başlama özellikle stresle, beklenmedik şekilde tetiklenir. Bu durumlar sigarayı rahatlamayla özdeşleştirdiği için, kişinin otomatik olarak sigaraya yöneldiği anlardır. Bunlar meydana gelmeden önce kendini hazırlamak zor olduğu için, olduğunda fark edebilmek önemlidir. Unutmayın, sigara bir alışkanlıktır; ama yenebileceğiniz bir alışkanlıktır.

Daha önce sigarayı temelli bırakmış kişilerin çoğunun, bunu ancak birkaç denemeden sonra yapabildiklerini bilin, ilk denemede bırakanlardan biri olabilirsiniz. Olmazsa ‘yılmayın’ ve yeniden deneyin.

Başkasını bu işe dahil edin.

Hedeflediğiniz günde sigarayı bırakabileceğinize dair bir arkadaşınızla iddiaya girin. Sigara paranızı her gün bir kenara koyun ve eğer sigara içmezseniz o parayı bir yere bağışlayın. (Ama sigara içerseniz, vazgeçmeyin, gücünüzü toplayıp yeniden başlayın.)

Eşinizin ya da bir arkadaşınızın sizinle birlikte sigarayı bırakmasını isteyin.

Ailenize ve arkadaşlarınıza, sigarayı bırakacağınızı ve bunun tarihini söyleyin. Bu, hem bırakmadan önce hem de sonra önemli bir destek kaynağı olabilir.


Sigarayı bırakmak için 20 öneri

1- Kendinize inanın ve güvenin. Sigarayı bırakabileceğinize inanın. Hayatınızda daha önce başardığınız zor işleri düşünün. Sigarayı da bırakabileceğiniz düşünün.

2- Sigarayı bırakma sebeplerinizi ve bırakmakla kazanacaklarınızı yazın: Örnek: Daha uzun yaşamak, kendinizi daha iyi hissetmek, para biriktirmek, daha iyi kokmak... Sigara içen herkes bunun zararlarını bilir ve bırakmak ister, siz bunu yazılı hale getirin ve her gün okuyun.

3- Ailenizden ve arkadaşlarınızdan sigarayı bırakma kararınızı desteklemelerini isteyin. Size yardımcı olmalarını; ama kesinlikle sizi suçlamamaları gerektiğini söyleyin. Sigarayı bıraktığınız ilk günlerde zorlanacağınızı ve size anlayış göstermelerini rica edin.

4- Sigarayı bırakmak için bir gün belirleyin. Bugünün yeni hayatınız için bir başlangıç olduğunu düşünün.

5- Sigarayı bırakmak için bir doktora danışabilirsiniz ve onun yardım ve önerilerini alabilirisiniz.

6- Kendinize bir egzersiz programı belirleyin. Spor yaparken sigara içmek aklına gelmeyecektir, üstelik sigara verimli egzersiz yapmanızı engelleyecektir. Spor yapmak stresinizi azaltacak ve sigaranın vücudunuz yıllarca yaptığı zararı tamir etmesine yardımcı olacaktır. Haftada 3-4 kere, 30-40 dakika spor yapın.

7- Her gün 3-5 dakika nefes egzersizi yapın. Gözlerinizi kapatın. Burnunuzdan derin nefes alın, nefesinizi birkaç saniye tutun ve çok yavaş bir şekilde ağzınızdan verin. Nefes egzersizi sırasında daha temiz ve daha rahat nefes aldığınızı göreceksiniz.

8- Birisi size sigara ikram ederse reddedin, kullanmıyorum deyin. Bu sizin kendinize olan güveninizi artıracaktır.

9- Pek çok sigara tiryakisi, sigarayı yavaş yavaş bırakamayacağını; ancak bir seferde bırakabileceğini düşünür. Hangi metodun size daha uygun olduğuna siz karar verin.

10- Pek çok sigara tiryakisi, sigarayı yavaş yavaş ırakamayacağını; ancak bir seferde bırakabileceğini düşünür. Hangi metodun size daha uygun olduğuna siz karar verin.

11- Sigarayı bırakmayı isteyen bir arkadaşınız daha varsa bunu yapmak daha kolay olacaktır. Birbirinizi teşvik edici konuşmalar yapın.

12- Dişlerinizi temizletin ve her zaman temiz tutun.

13- Sigarayı bıraktıktan sonra kendinize bir ödül verin.

14- Çok fazla su için. Su her anlamda vücudunuz için faydalıdır. Pek çok kişi yeterince su içmez. Vücudunuzdan nikotinin ve diğer zararlı kimyasal maddelerin atılmasına yardımcı olacaktır. Sigaranın verdiği zararları düzeltecektir. Ayrıca, yemek yeme isteğinizi de azaltacaktır.

15- Sigarayı en çok ne zaman istediğinizi düşünün; canınız sıkkın olduğunda, yemekten sonra, işten eve gelince mi? Sigara içmek yerine hoşunuza giden bir şey yapın.

16- Elinizdeki ve ağzınızdaki boşluk hissini gidermek için bir şey bulun. Örneğin, su için, sakız çiğneyin, leblebi yiyin.

17- Sigarayı bırakma konusunda düşüncelerinizi yazın. Bunu her gün okuyun.

18- Yanınızda sizin için çok önemli birisinin resmini taşıyın, bir kâğıda ‘sigarayı bırakacağıma söz veriyorum’ diye yazın, canınız her sigara istediğinde bu resme ve nota bakın.

19- Canınız sigara istediğinde, bir sigara yakmak yerine hislerinizi bir günlüğe yazın. Bu günlüğü her zaman yanınızda taşıyın.

20- Bu listeyi okuduktan sonra, önerileri kendinize uyarlayın ve sigarayı bırakmak için kendi planınızı yapın.


Çağın ölüm tuzaklarından nasıl kurtulabiliriz?

Bazı davranışlar zamanla alışkanlık halini alabiliyor. Prof. Dr. Şerif Ali Tekalan’ın Altınburç yayınlarından çıkan kitabında başta sigara olmak üzere alkol, uyuşturucu, kumar ve şans oyunları, yanlış beslenme alışkanlıkları, sanal bağımlılık, alışveriş hastalığı, seks bağımlılığı gibi konulara yer verilmiş. İlginç tespitleri ve çözüm önerileriyle kitap dikkat çekiyor.

***


Çağın ölüm tuzakları
Prof. Dr. Şerif Ali Tekalan
Altın Burç Yayınları
Tel: 0216 318 42 88


Kilo almadan sigarayı bırakmanın yolları

1. Sigarayı unutun!

En iyi yaklaşım, kilo alma ihtimalini göz ardı ederek, sigarayı bırakmaktır. En fazla bir-iki kilo alırsınız ya da hiç kilo almazsınız!

2. Egzersiz yapın

Hem sigarayı bırakmak hem de hayat tarzınızda değişiklik yapmak zordur. Gene de sigarayı bırakmadan önce spora başlamak ve bıraktığınız dönemde buna devam etmek çok faydalı olacaktır. Spor yapmak, hem kilo almanızı engelleyecektir hem de sigarayı unutmanıza yardımcı olacaktır. Deneyin, göreceksiniz.

3. Şeker tüketiminizi azaltın

Çok sıkı bir rejim uygulamanıza gerek yok. Çok sıkı bir rejim yaparak kendinizi zorlamak yerine, sadece yeme miktarınızı azaltın; ama her şeyi yiyin. Şekerli şeylerden uzak durun ve yediğiniz meyve miktarını artırın. Kan şekeri miktarınız düzelecektir ve canınız daha az şeker isteyecektir.

4. Yeme alışkanlığınızı değiştirin

* Daha küçük porsiyonlarda yemek yiyin. Mesela, daha küçük tabaklar kullanın.

* Daha yavaş yemek yiyin, sofrada yemeğini en son bitiren siz olun.

* Daha büyük bir su bardağı kullanın, her lokmadan sonra su için.

* Tatlı yerine meyve yiyin.

* Yemeğinizi bitirir bitirmez sofradan kalkın.

* Yemekten sonra yürüyüş yapabilirsiniz, dişlerinizi fırçalayabilirsiniz.

* Yapmamanız gereken en önemli şey ise sigara içmektir.


SİGARA İÇMEYİ UYGUNSUZ HALE GETİRİN

* Sigarayı kartonla almayı bırakın. Bir paket bitmeden diğerini almayın.

* Evde ya da işte, yanınızda sigara taşımayı bırakın. Sigaraya ulaşmanızı zorlaştırın.

* Sigara içmeyi hoş olmayan hale getirin.

* Sizin için özellikle zevk verici olmayan şartlarda sigara için. Örneğin, başkalarıyla birlikte içmekten hoşlanıyorsanız bunu yalnız yapın.

* Sandalyenizi boş bir köşeye doğru çevirin ve sadece içtiğiniz sigarayla onun olumsuz etkilerine konsantre olun.

* Bütün izmaritlerinizi büyük bir cam kavanoz içinde toplayarak, sigaranın pisliğini hatırlamak için saklayın.


BIRAKMADAN HEMEN ÖNCE YAPILACAKLAR

* Sigarasız olma egzersizleri yapın.

* Bir daha asla sigara içmeyeceğinizi ‘düşünmeyin.’ Her seferinde, o günü de sigarasız geçirmeyi düşünerek bırakın.

* Kendinize bugün sigara içmeyeceğinizi söyleyin ve içmeyin.

* Uzun süre kalan sigara kokusundan kurtulmak için elbiselerinizi temizleyin.


BIRAKTIĞINIZ GÜN YAPILACAKLAR

* Bütün sigara ve kibritleri atın. Çakmakları ve kül tablalarını saklayın.

* Diş hekimine gidip dişlerinizi temizleterek sigara lekelerinden kurtulun. Dişlerinizin bu şekilde ne kadar güzel göründüğüne dikkat edin ve onları öyle tutmayı hedefleyin.

* Kendiniz ya da bir başkası için almak istediğiniz şeylerin listesini yapın. Maliyetlerini sigara paket fiyatı üzerinden hesaplayın ve bu hediyeleri almak için parayı bir kenara koyun.

* O büyük günde kendinizi çok meşgul edin. Sinemaya, spor yapmaya gidin; uzun yürüyüşler yapın ya da bisiklete binin.

* Ailenize ve arkadaşlarınıza o günün sigarayı bırakma gününüz olduğunu hatırlatın.

* Onlardan ilk haftalarda yaşayacağınız zorluklarda size yardımcı olmalarını rica edin.

* Kendinize bir mükâfat ya da kutlama niyetiyle özel bir şey verin.


BIRAKTIKTAN HEMEN SONRA YAPILACAKLAR

* Evde, işyerinde ve çevrenizde temiz, taze, sigarasız bir ortam oluşturun. Kendiniz için çiçekler alın.

* Sigarayı bıraktıktan sonraki ilk birkaç gün kütüphane, müze, tiyatro, ibadethane gibi sigara içilmesine izin verilmeyen yerlerde mümkün olduğunca çok vakit geçirin.

* Bol su ve meyve suyu için. (Ama kafein içeren meşrubattan sakının)

* Sigara ile bağlantı kurduğunuz içeceklerden sakının.

* Elinizde sigara bulunmasını özlüyorsanız, anahtarlık, tespih, kalem gibi bir şeyle oynayın.

* Yemek aralarında çiğ sebze yiyin. Mesela havuç, salatalık, lahana iyi gelecektir.

* Daha erken yatmaya özen gösterin

* Abur cubur yemeyin.

* Hareket edin. Araba yerine yürümeyi tercih edin. Sabahları koşun. Ev temizliği yapın.


SİGARA BIRAKMA İSTEĞİNİZİ GELİŞTİRİN

* “Sigarayı o kadar seviyorum ki, bırakma isteği duyamıyorum.” diyebilirsiniz. Ama bunu yapmanın bazı kolay yollan var:

* Sigaranın size sağladığı yararları bir liste haline getirin. Aklınıza gelen tüm faydalarını yazın. Çok tarafsız bir şekilde listenizi yeniden gözden geçirin. Listedeki her madde, sizin için geçerli mi diye tek tek düşünün. Eğer listenizde “Rahatlamak için içiyorum.” maddesi varsa, kendi kendinize sormanız gereken en önemli soru “Sigara içmeyenler, rahatlamak için ne yapıyorlar?” olmalıdır. Eğer “Can sıkıntısından içiyorum.” diyorsanız ve sigara geçici olarak sizi oyalıyorsa, bu kötü alışkanlık için bir sürü para harcayacağınıza, kendinize daha faydalı bir hobi geliştirebilirsiniz.

* Şimdi listenizi yeniden, sigara içmeyen bir kişi gözüyle değerlendirin. İçmeyen biri, listeniz hakkında ne yorum yapardı? Sigara içmeyen bir kişi, sigarasız bir dünyayla ilgili ne düşünürdü? Siz de onunla aynı şeyleri düşünüyor musunuz?

* Burada unutmamanız gereken nokta şudur: Sigaranın size sağladığı şeyler geçicidir. Rahatlama, can sıkıntısını dağıtma, nikotin isteğini yok etme vesaire...

* Uzun vadede ise sigara size her anlamda zararlıdır!


SİGARA YERİNE YENİ BİR ŞEY BULUN

* Sigaranın size sağladığı yararları değerlendirdikten sonra, sigaranızın yerini alacak başka bir şey bulmanız gerekmektedir.

* Sigarayı bırakmayı istemenizi sağlayan sebepleri bir liste haline getirin. En başa “Daha uzun ve daha sağlıklı yaşamak için” diye yazın. Diğer sebepler ise, “Çocuklarıma iyi örnek olabilmek için”, “Para biriktirmek için” gibi olabilir. Herkesin hayatında bir değişiklik yaparken kuvvetli bir motivasyona ihtiyacı vardır. Eğer sigarayı neden bırakmak istediğinizi kesinleştirirseniz, başarmanız daha kolay olacaktır. Öncelikle, sigaranın size sağladığını düşündüğünüz yararlarının, hain yalanlardan başka bir şey olmadığını iyice anlayın.


Sevginizi tiksintiye dönüştürün

* Sigarayı bırakmazsanız karşılaşacağınız ve şu ana kadar sigara bağımlılığınız yüzünden başınıza gelen kötü şeylerin bir listesini yapın.

* Eğer sigarayı hâlâ seviyorsanız, onu kötülemeye ve kendinizi ondan soğutmaya başlayın. En sevmediğiniz marka sigarayı için. Bitmiş bir sigarayı, bir kâse su içine atın ve koklayın, ıslak sigara ne kadar tiksindirici kokuyor öyle değil mi? Bu size vücudunuzun ne halde olduğu hakkında bir fikir verecektir.

* Sigara içerken, aynada kendinize bakın. Ne kötü görünüyor değil mi? Dünyadaki hiçbir canlı, en ilkel yaratık bile, durup dururken içine duman çekmez. Siz niye yapıyorsunuz?

* Ellerinize ve dişlerinize bakın, ne kadar kirli ve bakımsız görünüyorlar, öyle değil mi? Dişlerinize bakan bir kişi, sizinle ilgili hiç de iyi şeyler düşünmeyecektir.

* Kendi kokunuzu hissedin. Ne kadar kötü kokuyorsunuz! Böyle kokmaya devam edecek misiniz?

* Sigara fabrikalarına yılda en az ne kadar para ödüyorsunuz? Siz sağlığınızı kaybederken, onlar zengin oluyor. Hiç düşündünüz mü?

* Arabanız da, eviniz de iğrenç kokuyor. Ne kadar havalanırsanız da fayda etmiyor.

* Sigara içmeyenlerin yanında sigara yaktığınız zaman, sizden nefret ediyorlar. Hiç kimse sizin yüzünüzden rahatsız olmak zorunda değil, hele de çocuklar.


Sigarayı asla bırakmamanın 5 yolu!

1- Sürekli “sigarayı bırak!” cümlesini duyuyorsunuz. Ama umurunuzda değil. Ölene kadar sigara içeceksiniz, değil mi? Sizi sigarayı bırakmaya zorlayan herkese ve her şeye karşı savaş açın!

Bunun için, ilk olarak asla ve hiçbir şekilde sigarayı bırakabileceğinize inanmayın! Zaten kimse sigarayı bırakamıyor diye düşünün. Bir nefes çektiğinizde yaşadığınızı hissedin. Yanınızda birisi sigara yakar yakmaz, siz de bir tane yakın. Hiç beklemeyin. Zaten eğer sigarayı bırakacağınızı düşünürseniz belki siz de o korkunç sigara düşmanlarından biri olursunuz. Hiç kimseye inanmayın, her ne kadar içinizden bir ses sigarayı bırakabilirsin dese de aldırmayın, nasıl olsa bırakamazsınız!

2- Sakın sigarayı bırakmak için bir tarih belirlemeyin. Hayatta en başarılı insanlar, plansız yaşayanlardır. Onlar şanslıdır. Onlara gökten zembille para iner. Her istedikleri kendiliğinden olur.

Hayatta kaybedenler, düzenli ve planlı yaşayanlardır. Amaç belirlemek, plan yapmak, plan yapmak, plan yapmak... Siz sakın yapmayın. Vaktinizi boşa harcamak olur. Hayatınızı yönlendireceksiniz de ne olacak, her şey nasıl olsa olacağına varacak!

Sakın sigarayı bırakmak için bir gün belirlemeyin. Böylece son sigaranızı ne zaman içeceğinizi asla bilemeyeceksiniz. Böylece, birbiri ardına sigara içebilirsiniz ve asla onsuz bir hayat düşünmek zorunda kalmazsınız.

3- Sigarayı bırakmamanın üçüncü yolu, hiçbir doktorla görüşmemektir. Doktorlar zaten her şeyi bildiklerini zannederler, Sürekli aynı şeyleri söylerler. “Neymiş, sigara hasta edermiş, bünyeyi zayıflatıp iş gücünü, cinsel gücü düşürürmüş, kalp ve akciğer hastalıklarına neden olurmuş, kanser yaparmış, yok daha neler. Sigaradan kime ne zarar gelmiş ki? Bir doktora gittin mi, işin bitti zaten, hemen sigarayı bırak der. Bir de bırakmak için önerilerde bulunur. Bunlar zaten yıllarca okuyup, sonra insanların her işine karışırlar. Sanki sigara içmeyen doktor yok.

4- Kesinlikle egzersiz yapmayın. Spor çok yorucudur. Sonra kalori yakarsınız. Ne gerek var? Hem zaten kaslarınızın çalışması için, haftada üç dört gün disiplinli spor yapmak lazım. Düşünsenize, bu süre zarfında televizyon seyredemeyeceksiniz. Hayatta olmaz!

Koltuğunuzda oturun ve bir paket daha sigara için. Ya da iki...

Herkes spor yapmanın iyi olduğunu söylüyor, strese iyi geliyormuş. Ama sizin zaten sigaranız var, tüm stresinizi alıyor.

Öyle değil mi? Kim ister sağlıklı bir vücut, güzel kaslar? Uzmanlar eğer spor yaparsanız, kendinizi daha iyi hissedersiniz, vücudunuz şekil alınca kendinize güveniniz artar, sigarayı bırakıp, kendinize iyi bakarsanız daha sağlıklı bir ömür sürersiniz gibi şeyler söyleyebilirler. Hiç umursamayın. Siz canınızın istediğini yapın, televizyonun karşısında sigara içmeye devam edin!

5- Son olarak sigarayı bırakmanızı engelleyecek beşinci yol, kesinlikle sigarayı bırakmaya çabalamamaktır. Buna hiç lüzum yoktur. Mutlaka daha önce sigarayı bırakmaya çalıştınız; ama yapamadınız. O zaman artık boş verin. Sigaraya köle olmaya devam edin.

Beş-on yıl daha fazla yaşamanın ne önemi var. Zaten bırakmanız mümkün değil, sakın sigarayı bırakma planı yapmayın. Bu konuda hiçbir şey okumayın, doktorlara danışmayın, sakın derin nefes almayın; o zaman akciğerlerinizin ne halde olduğunu hissedersiniz. Sakın fazla su içmeyin. Kesinlikle spor yapmayın ve sağlıklı beslenmeyin. Kül tablalarını kesinlikle boşaltmayın, arabanızda, evinizde, işyerinizde, her yerde sigara için.


Pasif içicilik nedir?
Zorla sigara içirilenlerden misiniz?

Sigara içilen bir ortamda sigara içmeyenlerin durumu pasif içicilik olarak adlandırılır. Bu sorunun net bir cevabı vardır ve EVET’tir. Sigaranın yanması sırasında nefesle içe çekilen duman ‘ana duman’, yanan uçtan dış ortama yayılan kısım ise ‘yan duman’dır. Bu ikisi arasında içerik açısından önemli farklılıklar mevcuttur. Yan duman daha düşük ısıda olması dolayısıyla tam yanmamış tütünden ortaya çıkar ve bu nedenle daha toksik ürünler içerir. Sigara içmeyenlerin içenlerle aynı kapalı ortamı paylaşması sırasında istem dışı solunan bu duman pasif içiciliği oluşturur. Pasif içicilerde aynen aktif içiciler gibi risklere maruz kalmaktadırlar. Kişilerin sigara içme özgürlükleri olmalıdır, fakat bundan daha önde gelen sigara içmeme veya temiz hava soluma özgürlükleri de olmalıdır.

Kişi her istediği yerde sigara içme hakkına sahip değildir. Sigara içilemez alanlara kişinin evi de dahildir ve hatta bu diğer yasak kapsamındaki alanlardan çok daha önceliklidir. Çünkü, pasif içiciliğin en kabullenilemez tarafı çocukların buna maruz kalmasıdır. Çocuklar sigaranın zararlı etkilerine daha duyarlıdırlar. Ülkemizde yapılan çalışmalar ilkokul çocuklarının her 3/4’ünün pasif içici olduğunu ve bu çocukların idrarlarında ölçülen kotinin düzeylerinin günde 6 adet sigara içen bir kişideki miktara eşdeğer olduğunu göstermiştir.

Sigarayı savunma konusunda ne kadar ileri giderse gitsin hiçbir anne-baba, en sevdikleri varlıklarının, kendi içtikleri sigaradan dolayı ileride bir astımlı, kronik bronşitli olarak yaşamasını veya sık solunum yolu enfeksiyonu geçiren sağlıksız, mutsuz kişiler olmasını arzulamaz. Hiçbir sorumlulukları olmaksızın sadece sigara içen bir anne veya babanın çocuğu olmaktan dolayı akranlarının aksine özgürce koşup oynayamamaları; ömür boyu hastane, doktor, acil servis kuyruklarında çile çekmeleri; devamlı hastalanıp, krize girip çok zor günler geçirmeleri; tatsız ilaçlar kullanmak zorunda kalmaları ve yediklerinden giydiklerine kadar her şeyde belirli sınırlamalara uymaları gerektiğinden hayat kalitelerinin önemli ölçüde bozulması etik açıdan kabul edilebilir bir durum değildir.

Sigara içme sağlık sorunu olma yanında, etik bir sorundur. Cadde ve sokaklarda, kaldırım ve koridorlarda yerlere atılmış izmaritlerden hasıl olan görüntüler bu davranışın etik temellerinin vurgulanmasında yeterince malzeme oluşturmaktadır.


Tarih: 22:27, Salı, Mart 27 Kategori: SAGLIK
Yorum (0) | Yorum yaz | Bağlantı

'Masaj' anne ve bebek arasında bağ kuruyor

'Masaj' anne ve bebek arasında bağ kuruyor
DR. HAMZA YAZGAN
Masaj uygulanan bebeklerde stres hormonu olarak da bilinen kortizol seviyesi, masaj uygulanmayanlara göre daha düşük seviyede olur. Bebeklerin daha iyi uyuması ve rahatlatılabilmesinin yollarını arayan anne babalar için bebek masajı çok faydalıdır.

Bebek masajı anne ve bebeğin birbirleri ile tanışıp ilişkiyi başlatma ve geliştirmesi için önemli bir role sahiptir. Yeni doğan bebeklerinin geceleri uyumasını sağlamak isteyen anne babalar onlara masaj yapmayı denemeliler.

Yapılan araştırmalar sonucu, masajın bebeklerdeki stres seviyesini beşikte sallanmak kadar iyi azalttığı; daha iyi uyumalara ve daha az ağlamalara yararı olduğu biliniyor. Aynı zamanda masaj anne-baba ve bebek arasındaki bağları geliştirip kuvvetlendirebilir. Araştırmalar sonucu masajın doğum sonrası depresyonu olan annelerle bebekleri arasındaki ilişki ve yakınlığı daha iyi şekillendirdiği de anlaşılıyor. Bebek masajı, bebeğin gözlerinin içine yumuşakça bakarken vücuduna, baştan ayak ucuna kadar hafifçe dokunmayı gerektiriyor. Ve uygulanan basınç çok nazik olmalı ve basit bir dokunmadan, cilt yüzeyi altındaki kasların hafifçe hareketine kadar değişik şekillerde olmalıdır.


MASAJ UYGULARKEN:

* 15 dakika süreyle rahatsız edilmeyeceğiniz bir ortamda olduğunuzdan emin olun. Rahat bir ortam için ve ikinizi de gevşetmek için hafif bir müzik çalın.

* Odanın ılık olmasına ve masaj süresince de böyle kalmasına özen gösterin. Bebeğinizi yatıracağınız yumuşak bir yüzey hazırlayın. Temiz bir altbezi ve yumuşak bir havlu masaj süresince hazır bulundurmalısınız. Masajı banyo sonrası bebek çıplakken yapmak en doğrusudur; ancak bunun yanı sıra size uygun olan başka bir zamanda da yapılabilir.

* Bebeğe masaj yapılırken çok fazla şeye gerek yoktur. Yumuşak formüllü bir bebek yağı kullanılırsa, masaj sırasında sürtünme dolayısıyla bebeğin derisi zedelenmez. Herhangi bir lezyon oluşursa masaja ara verin.

* Ellerinizin bebeğin derisi üzerinde kaymasını sağlayacak kadar yağ kullanın. Önce hafif dokunuşlarla başlayın ve daha sonra bebeğiniz masaja alıştıkça hafifçe bastırarak masajı sürdürün.

* Bebeğinizin daha da rahatlamasını sağlamak için, onun dikkatini bedeninin bir noktasına toplamasını sağlayın ve ona nasıl davranacağını öğretin. Örneğin bir kolunu tutun. Kolu hafifçe sallarken ona “rahatla” deyin ve gülümseyin. Bu, bebeğin dikkatini kendi vücudu üzerinde yoğunlaştırmasını ve rahatlamasını sağlar.


DR. HAMZA YAZGAN, SEMA HASTANESİ ÇOCUK SAĞLIĞI VE HASTALIKLARI UZMANI


Tarih: 22:26, Salı, Şubat 27 Kategori: SAGLIK
Yorum (0) | Yorum yaz | Bağlantı

Yanlış ayakkabı tırnak batmasına sebep oluyor

Yanlış ayakkabı tırnak batmasına sebep oluyor
DR. SERPİL ÖZYILMAZ
Tırnak batması, bir ayak parmağı tırnağının keskin ucunun ayak parmağı etinin içine doğru büyümesi sonucu ortaya çıkıyor. Sıklıkla ayak başparmağında meydana geliyor. Tırnak batması, kadın ve erkek ayırmadan günümüzde oldukça sık görülen bir sorun. Ayak sağlığı, yürümeyi etkilediğinden günlük aktiviteler ve çalışma hayatında daha büyük bir önem kazanıyor. Tırnak batması, ayak parmağının, genellikle de başparmağın dokusuna tırnağın batması sonucunda meydana geliyor. Tırnak batması, şiddetli ağrı ve yaranın iltihaplanmasına yol açıyor.

***

Tırnak batmasına neler sebep oluyor?

* Ayak tırnaklarını çok kısa kesmek ya da düz kesmemek

* Ayak tırnağında zedelenme

* Normalin dışında kıvrık ayak tırnakları

* Ayak tırnaklarının kalınlaşması

* Ayak tırnaklarını birbiri üstüne bindiren ayakkabılar giymek


Tırnakları küt kesin

* Ayak parmağınızın ön kenarına uydurmak için tırnaklarınızı yuvarlatmayın. Ayaklarınızda dolaşım problemi varsa, her üç ayda bir tırnaklarınızı, profesyonel olarak bakımını yaptırmak için, bir podiyatriste gösterin.

* Ayak tırnaklarını orta uzunlukta tutun

* Ayak tırnaklarının çok kısa kesilmesi, ayakkabıların ayak parmaklarına yaptığı baskı, tırnakların yumuşak doku içine girmesine neden olabilir.

* Ayaklarınıza tam uyan ayakkabılar giyin

* Ayak parmaklarına aşırı derecede baskı yapan ya da sıkıştıran ayakkabılar tırnakların çevredeki dokulara girmesine sebep olabilir. Eğer ayaklarınızda sinir rahatsızlığı varsa, ayakkabılarınızın çok sıkı olduğunu fark etmeyebilirsiniz. Tercihan ayak problemleri olan kimselere uyan ayakkabılar satan özel ayakkabı dükkânlarından olmak üzere, ayağınıza iyi uyan ayakkabılar almaya ve giymeye özen gösterin.


DR. SERPİL ÖZYILMAZ, SEMA HASTANESİ DERMATOLOJİ UZMANI


Tarih: 22:36, Saturday, Ocak 27 Kategori: SAGLIK
Yorum (0) | Yorum yaz | Bağlantı

Kulak çınlaması her zaman birinin sizi andığı mânâsına gelmez

Kulak çınlaması her zaman birinin sizi andığı mânâsına gelmez
ÖMER FAİK SAĞUN
Her beş kişiden birinin yaşadığı kulak çınlaması ve uğultusu zamanında tedavi edilmediğinde kişilerin yaşam kalitesini olumsuz etkiliyor. Birçok nedeni olabilen kulak çınlaması bir hastalık olarak tanımlanmasa da bir dizi hastalığın belirtisi olabilir. Bunlar arasında, kulak kiri, içkulak iltihabı, ortakulak iltihabı, menier hastalığı, beyin tümörleri, ateşli hastalıklar, yorgunluk, zafiyet, bazı ilaçlar, yüksek veya düşük tansiyon, stres sayılabilir. Bu nedenle kulak çınlaması deyip geçmeyin bir doktora başvurmanızda yarar var.

Kulak çınlaması özellikle çevre sessiz olduğu zaman, gece yatarken, daha rahatsız edici hale geliyor.

Kulak uğultusunun ya da çınlamasının önlenmesi çok da kolay olmuyor. Uğultu erken tanınıp tedavi edilirse tam düzelebilme şansı yüksek. Bazı kulak çınlamalarının uygulanacak tedavi ile ancak ilerlemesini engellemek mümkün. Bunun için hastaları sürekli takip etmek gerekli.


KULAK ÇINLAMASINI AZALTMAK İÇİN
NE YAPMALI?

* Yüksek sesli müziğe maruz kalmaktan korunun

* Kan basıncını sürekli kontrol ettirin. Kontrol altında olması için doktorunuza başvurun.

* Tuz alımını kısıtlayın (fazla tuz dolaşım sisteminizi bozacaktır.) Tuzlu yiyeceklerden uzak durun ve yemeğinize tuz eklemeyin.

* Sinir sistemine uyarıcı etkisi olan kahve, kola ve sigaradan uzak durun.

* Günlük egzersizler kan akımınızı düzenler.

* Yeterince dinlenin ve çok yorulmaktan sakının.

* Sesten endişelenmeyin. Kulak çınlamanız sizin sağır olmanıza ve aklınızı kaybetmenize neden olmaz. Bu sesleri rahatsız edici ama önemsiz bir gerçek olarak kabul edin ve olabildiğince yok saymayı öğrenin. Bu çeşit kontrol ya kişinin kendini tembihlemesiyle yada maskeleme yöntemiyle başarılabilir.

* Sinirliliğinizi ve gerginliğinizi en aza indirin.

* Stres ile başa çıkmaya çalışın.


ÖMER FAİK SAĞUN, SEMA HASTANESİ KULAK BURUN BOĞAZ UZMANI


Tarih: 22:30, Saturday, Ocak 27 Kategori: SAGLIK
Yorum (0) | Yorum yaz | Bağlantı

Yeme alışkanlığınızı değiştirmek için kendinize 16 hafta süre tanıyın

Yeme alışkanlığınızı değiştirmek için kendinize 16 hafta süre tanıyın
PROF. DR. BAHATTİN ADAM
Hatalı davranışların hepsini bir anda düzeltmeye kalkışmak hata olur. Zaten böyle bir şeyi asla başaramazsınız. Vazgeçemediğiniz alışkanlıklardan kurtulmak için bir diyetisyen ile görüşmenizde yarar var. Kendinize, en az 16 hafta süre tanıyın. Değiştirdiğiniz davranışların kişiliğinizin bir parçası olabilmesi için 1 yıl geçmesi gerekebilir. Kısacası, belirli bir sürede kilo verirsiniz. Fakat en az bir yıl kilo almamak için yeni beslenme alışkanlıklarının yaşam şekli haline getirilmesi şart. Aksi halde çok geçmeden başladığınız yere geri dönersiniz.

***

Modaya uyup diyete başlamayın

Garip bir dünyada yaşıyoruz. Bir taraftan açlıktan diğer taraftan aşırı beslenmeden hastalanan ya da ölen insanlar. İnsanlar para harcayarak şişmanlıyorlar. Daha sonra para harcayarak zayıflamaya çalışıyorlar. Zayıflama modasına uyarak, sadece şık görünmek için, aç kalarak veya aşırı egzersiz yaparak kilo vermek yanlıştır. Fazla kiloları, hastalıklara davetiye çıkardıkları için vermeliyiz. Ancak geçici bir hevesle, aç kalarak veya aşırı egzersizler yaparak değil. Kilo vermek isteyen birçok şişman birey, düşük kalorili diyet ve yoğun egzersiz yardımıyla arzuladığı kiloya kavuşabilir. Ancak bir süre sonra eski alışkanlıklara geri dönüldüğü için verilen kilolar, fazlasıyla geri alınır. O zaman ne yapmalıyız? Zayıflamak ve sağlıklı kalmak için gerekli olan ideal kiloda kalmanın formülü yeme davranışımızı değiştirmektir. Hem de masrafsız bir yol. Bu yöntemde amaç, ne yediğimiz değil, nasıl yediğimizi bilmemizdir. Bu yöntemin esası çok basit. İşe yemek yeme ve egzersizlerle ilgili davranışlarınızı tespit ederek başlayınız. Tarafsız bir gözle kendinizi eleştirirseniz, hatalarınızı anlayıp bunlardan vazgeçmek için önlem alabilirsiniz.


||||| YANLIŞLAR |||||

1. Çok fazla veya hızlı yemek

2. Büyük lokma almak

3. Az çiğnemek

4. Su içmemek

5. Sürekli öğün atlamak

6. Öğünler arasında bir şeyler atıştırmak

7. Yemek yerken TV seyretmek

8. Akşam yemeğini geç bir saatte yemek

9. Yatıncaya kadar bir şeyler atıştırmak

10. Yemekte kaşık ve çatalı hiç bırakmamak

***

||||| DOĞRULAR |||||

1. Yemeğinizi yavaş ve küçük lokmalarla yiyin

2. Günde en az bir buçuk litre su için

3. Öğün atlamayın ve üç ana öğün, üç ara öğün planını uygulayın

4. Akşam yemeğini uykudan 3-4 saat önce yiyin

5. Göz önünde yiyecek bulundurmayın

6. Yemekler için küçük, salatalar için büyük tabak kullanın

7. Yemeğiniz bitince sofradan hemen kalkın

8. Etli yemeklere yağ koymayın, yağa dikkat edin


PROF. DR. BAHATTİN ADAM, KONYA VAKIF HASTANESİ BAŞHEKİMİ


Tarih: 22:25, Saturday, Ocak 27 Kategori: SAGLIK
Yorum (0) | Yorum yaz | Bağlantı

<- Son Sayfa | Sonraki Sayfa ->