cemet | yunus

cemet | yunus

İletişim                      yunus_kose@msn.com Bizi Arkadaşlarınıza Tavsiye edin

BİLGİ PAYLAŞIM PLATFORMU Arama RSS Kaynakları

Ana sayfa

Haberler (Her tür)
Ziyaretçi Defteri
Yunus emre ÖZEL
• Köşe Yazıları
Profilim
Bize ulaşın
Arşiv

Dosyalar

Messenger Eklentiler
Toolbar'ımzı yükleyin
Şiir ve Yaşam
Diğer weblerim
Bir teklif
Sağlık
DR. Bilge
Evlilik
Arabalar
Midiler (cep için)

Haberler

Haber siteleri
İlginç haberler
Teknoloji haberleri

Dini İslami

Efendimiz (sas)
İslami Programlar
İslami Video
Dua ve Hadisler
Dini Hikaye & Şiir
İslami resimler
Ve Diğer Herşey>>

Güncel Yazılım

Yazılımlar
En Çok Yüklenenler
Free yazılımlar
Download Siteleri
Teknoloji haberleri

Albüm

Kişisel Galeriler
• Her Tür Fotoğraf

Kadınca

Moda bakım makyaj
Anne ve Çocuk
Magazin
Damak Keyfi
Aile

MEDİA

ENSTRÜMANTAL FON
Animasyonlar
Video CENTER
Karikatürler
Kendi MEDİA'larım

SineMüslim

Kendinizden sonraki kişiye temiz ağızla dua edin!

Online Müzik Dinlemek İçin Tıklayınız

Cemet FM'i dinleyin

Evliliğin ilk yıllarının zor geçmemesi için ne yapmalı?


FARİKA TEYMUR ARTIR
Evliliğin ilk günlerinden itibaren eşler kendi aileleriyle yeni kurdukları yuva arasında ne kadar uyumlu bir denge kurmuşlarsa evlilik müessesesi de o kadar sağlam temeller üzerine oturur. Genellikle evliliğin ilk yılları evliliğin gidişatı açısından çok önemlidir. Bilimsel çalışmalar da evliliğin ilk yıllarının ailenin temelini oluşturması açısından önemli olduğunu göstermektedir. Evlilik ekonomik, duygusal, sosyal, fikrî, pek çok yönü içine aldığından eşlerin bu konulardaki değerleri, kalıplaşmış düşünceleri açısından ilk yıllar bir uyum dönemidir ve bazıları için zor geçebilir. Bu uyum döneminde her iki tarafın ailesi önemli rol oynarlar. Aile, kişinin hayata bakışında davranışlarında sahip olduğu değerlerin ve kalıplaşmış düşüncelerin 1. dereceden belirleyicisidir. Kişinin düşünce yapısında hayat felsefesinde arkadaşlarının, aldığı eğitimin, okuduğu kitapların etkisi olsa da en etkili kaynak ailedir.

Sosyokültürel benzerlik uyumu kolaylaştırıyor

Evliliğin ilk yıllarındaki sorunların çoğu sosyokültürel açıdan farklılıklardan kaynaklanabilmektedir. Bununla beraber bazı durumlarda yakın akraba evliliklerinde sorunlar görülebilirken birbirine yabancı ailelerde sorun olmayabilir. Bunda kişisel farklılıklar ve ekonomik durum etkili olmaktadır.

Farklılıklara saygıyla bakın

Evliliğin başında yaşanan sorunlar kişinin bütün evlilik hayatında derin izler bırakabiliyor. Çatışma hayatın bir parçası olsa da seviyeli olması önemli. Ailelerin birbirine gösterdiği saygı kadar eşlerin birbirinin ailesine karşı gösterdiği saygı da etkili olmaktadır.

Ailelerinizin aleyhinde konuşmayın

Evlilikte yapılan en büyük hatalardan birinin eşlerden birinin diğerinin ailesini olumsuz şekilde eleştirmesidir. Ailesi eleştirilen eş bu durumda ya kendisi de eşinin ailesini eleştirmekte ya da savunucu pozisyona geçmektedir. Böylece ya tatsızlık büyümekte ya da kişi eşine hak verir görünse de içine atmakta ve bu birikim oluşturmaktadır. Kişi her ne kadar kendi ailesinden birisinin hatalı olduğunu bilse de bunun yüzüne karşı söylenmesi üzücü olmaktadır.

Eşinizin ailesiyle iyi geçinin

Yine yapılan çalışmalar göstermektedir ki eşler karşılıklı birbirinin ailesiyle ne kadar iyi ilişkiler içinde olurlarsa sevgi ve ilgi gösterirlerse o kadar mutlu olmaktadırlar.

Arkadan konuşmaları engelleyin

Hiç kimse arkasından konuşulup eleştirilmek istemez. Bununla beraber maalesef bu insanlar arasında sıklıkla yapılmaktadır. Bazen yaşlılık, bazen ruhsal hastalıklar ya da düşünmeden hareket etme sonucu anne-babası ve eşi hakkında konuşan kişi bunu yerine göre anlayışla dinlese de eşine bunu yansıtmamalıdır. Eşi ailesi hakkında konuşursa bunu da kibarca engellemelidir. Bu tür hatalar evliliğin ilk yıllarında ciddi sorunlara ve sevgi eksikliğine sebep olmaktadır. Eşiyle ailesi arasında sevgi ve saygıyı artıracak şekilde iletişim becerisine sahip olmak, evliliğin ilk yıllarından itibaren sağlam temeller üzerine oturmasını sağlamaktadır.

Eşinizi eleştiriler karşısında yalnız bırakmayın

Bazı aileler stresli ailelerdir. Evliliklerde az sayıda da olsa psikolojik problemlere bağlı olarak yüze karşı hakaret ve yersiz eleştiriler gibi hiç olmaması gereken durumlar görülmektedir. Bu da ne kadar uygun şekilde engellenir ve mağdur olan yalnız bırakılmazsa evlilik o kadar seviyeli bir şekilde devam eder.


Tarih: 19:30, Salı, Mayıs 15 Kategori: EVLILIK
Yorum (0) | Yorum yaz | Bağlantı

Eşine saygı duyan 'aldatmıyor'

Eşine saygı duyan 'aldatmıyor'
NERGİHAN ÇELEN
Evliliğin en temel unsurlarından biridir saygı. Saygı kişilerin ahlaki değerleriyle şekileniyor. Saygıya sevgi de eklenince mutluluk oluşuyor.

Gün geçmiyor ki gazetelerin üçüncü sayfasında ya da televizyon kanallarının magazin programlarında birbirini aldatan eşlerin hayatlarına tanık olmayalım. Medyanın önünde yer alan kişilerin hayatlarıyla görünürlük kazanan mutsuz evlilikler ve buna bağlı gelişen aldatma sorunu modern dünyanın ciddi problemleri arasında yerini aldı. ‘Evli biri başka birine âşık olur mu?’ ya da ‘Neden bir erkek evlilik dışı ilişki kurar?’ gibi sorular kafaları kurcalamaya başladı. Uzmanlar ise bu soruların cevaplarının mutsuz evliliklerde aranması gerektiğini söylüyor. Türkiye’de kavram kargaşası yaşanarak aşk ve sevginin cinsel eğilimler ya da geçici heveslerle karıştırıldığına dikkat çeken uzmanlar ilişkilerde saygının önemine vurgu yapıyor.

Amerikan Hastanesi doktorlarından nörofizyolog Dr. Sabri Derman, evliliğin kalitesini eşlerin birbirine duyduğu saygının belirlediğini ifade ediyor. Kişilerin bu nedenle seçim yaparken saygı duyacağı bireylere yönelmesi gerektiğini vurgulayan Derman, “Evlilikte seçim yaparken belirleyici öğe, saygı olmalıdır. Saygı, ilişkinin kalın çizgili sınırlarını belirler. Sevginin olmadığı yerde saygı olabilir, bu ilişkilerin güzel gitmesini, doğru, huzurlu ve tatmin edici gitmesini sağlayabilir. Ama saygının içinde olmadığı sevgi bunların hiçbirini sağlamaz. Bir insan tutkuyla bağlı olduğu insana eğer saygı duymazsa kısa sürede hisleri değerini yitirerek basitleşebilir.” dedi. Saygının zaman içinde oluşan bir durum olmadığının altını çizen nörofizyolog Derman, saygının kişinin etik değerleriyle şekillendiğini bildiriyor. Çiftlerin evli olduğu kişiyle etik değerleri paylaşmasının saygıyı artıracağını aktaran Derman, bu ilişkilerin sevginin de katkısıyla sağlıklı bir şekilde sürdürüldüğünü kaydediyor. Böyle temellenen bir ilişkide aşkın yoğunluğu geçtikten sonra da beraberliklerin kaliteli bir biçimde devam ettiğini vurguluyor. Derman, “Eğer eşinize saygı duyuyorsanız, 40 yıl sonra da aynı sevgiyle birbirinize davranabilirsiniz. Bu insanlar, aşkın şiddeti geçtiğinde sevgilerini dışarıda aramazlar. Çünkü saygı vardır ve saygıyla birlikte gelişmiş güven insanları mutlu eder.” diye konuştu.


HER SEVGİ AŞK DEĞİLDİR

Her evliliğin kendine has şart ve durumları olduğunu savunan Sabri Derman, “Ne kadar çok evlilik varsa o kadar çeşit evlilik var.” diyor. Türkiye’de birçok konuda kavram kargaşası yaşandığına dikkat çeken Derman, “Sevgiyi, tutkuyu, saplantıları, cinsel eğilimleri ya da geçici beraberlikleri aşk olarak yorumluyoruz. Aşk kelimesi iki insanın beraber olduğu bütün bağlamlarda kullanıyor.” diye konuşuyor. Her hoşlanmanın, her derin sevginin aşk olmadığının altını çizen nörofizyolog, insanların belediye otobüsüne biner gibi sıklıkla ilişkiye girdiğini anlatıyor. Aşkı, iki insanı birleşmeye, beraber olmaya, bu beraberliğini sürdürmeye yönelten çok güçlü ve doğal dürtüler olarak tanımladıklarını söyleyen Derman, insanların iradeleriyle duygularını şekillendirebileceğini belirtiyor.


MUTSUZLUK, KAPANA KISILMAK GİBİ

Çok mutlu evlilikler kesinlikle aldatma gibi durumlara müsaade etmez. Ama bir kişi mutsuz bir beraberlik yaşıyorsa kendini kapana kısılmış hisseder. Kişi zamanla gerekli saygı ve sevgiyi görmediği için evlilik dışı ilişkilere kayabilir. Fiziksel olarak beğenmediği ya da duygusal olarak tatmin olmadığı biriyle evlenen kişi ne kendisini ne de karşısındakini mutlu edebilir. Bu nedenle mutsuz insanlar kendi içlerindeki boşluğu doldurabilmek, kendi ruh dengelerini ve özgüvenlerini koruyabilmek için başka ilişkilere giriyor.


Tarih: 22:15, Cuma, Nisan 27 Kategori: EVLILIK
Yorum (0) | Yorum yaz | Bağlantı

Mutlu evliliğin formülü Mutlu evliliğin formülü

Mutlu evliliğin formülü
YARD. DOÇ. DR. BÜNYAMİN IŞIK
Günümüzde aile içi huzursuzlukların ve boşanmaların giderek arttığı bir gerçektir. Evlilik neden yıkılabilir? Ekonomik sıkıntılardan mı? Eşlerin birbiriyle karşılıklı oturup konuşmamalarından, anlaşamamalarından mı? Kıskançlıktan mı? Yoksa sadakatsizlikten mi? Ya da eğitimsizlik, kişilik çatışması, psikiyatrik bir rahatsızlık mı söz konusu?

Bunların hepsi birer belirtidir aslında. Gerçek sebep ise sevgi, saygı ve güven bağlarının zayıflamasıdır. Sevgi, saygı ve güven, eşleri bir arada tutan, evliliği yürüten yapıştırıcıdır.

Evlilik, oldukça önemli bir müessesedir. Özellikle yeni evlenenler veya bazı küçük ipuçlarına dikkat etmeyip de yıllarca acı çekmek zorunda kalan evli insanlar aslında bazı hususlara dikkat ederlerse daha mutlu bir hayat yaşayabilirler. Mutluluk öyle gökten zembille inmez. Hak etmesini bilenler, mutluluk için çaba harcayanlar mutlu olabilirler.

1. EŞİNİZE İLGİNİZLE, SEVGİNİZİ GÖSTERİN

Sevgi, bir ateşe benzer. Bu ateş sürekli yakıt yönüyle beslenmezse sönecektir. Sobaya odun atmazsanız, doğalgazınızı keserseniz, eviniz ısınmaz. Bunun gibi sevgi ateşi de ilgi gösterilmezse söner gider. Eşler de birbirlerine ilgi göstermeli, birbirlerinin eksik ve hatalarını onarmaya yönelik ilgilerini esirgememelidir.

2. EVİ OTEL GİBİ KULLANMAYIN

Zamanında gösterilmeyen ilgi, ilgi değildir. Özellikle bazı erkekler evlerini bir otel ve restoran gibi kullanmakta ve böylece büyük bir yanlışın girdabına düşmektedirler. İyi bir işadamı, başarılı bir yönetici olmak yetmiyor. Başarılı ve iyi bir baba ve iyi bir koca olmak da gerekiyor.

3. “HOŞ GELDİN”İ BİLE ESİRGEYENLER VAR

Bazı hanımlar da eşlerine karşı yeterli ilgiyi göstermemekte, akşam yorgun-argın evine dönen kocasına “hoş geldin” demeyi, bir güler yüz göstermeyi bile çok görmektedir. İyi bir anne ve iyi bir ev hanımı olmak yetmez, iyi bir eş ve iyi bir hayat arkadaşı da olmak gerekiyor.

4. AŞIRI KISKANÇLIK, EVLİLİĞİ ZEDELİYOR

Belli bir noktaya kadar kıskançlık iyidir. Ancak aşırı kıskançlık bir rahatsızlıktır ve fertlerin ruh ve kalplerini zedeleyici bir faktördür. Bazı kıskançlık hezeyanı yaşayan hasta tipler vardır ki gece eşini uyandırarak “Söyle bakalım rüyanda kimi görüyordun?” diye sorgularlar. Telefona azıcık geç cevap verilirse bunun nedenini sorgular, eşi hakkında kötü zanlarda bulunurlar. Bu gibi durumlar da ilaç tedavisi gerektirecek kadar ciddi rahatsızlık konusudur.

5. EŞİNİZE GÜVENİRSENİZ MUTLU OLURSUNUZ

Eşler birbirine güven duymaz ve bunu karşı tarafa hissettirirse sürekli bir gerginlik yaşarlar. Kimse kendisine güvenilmediğinde bundan hoşlanmaz. Eşinize güvendiğinizi hissettirmeniz ona vereceğiniz en önemli hediyedir. Ona iyi ve hoş kelimelerle seslenirseniz buna karşılık bulacak, güzel hitaplarınız güzel sözcükler halinde size bir yankı gibi geri dönecektir.


Ailenizin sağlamlığını test edin

Sağlam ailenin üç özelliği vardır. Nebraska Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmaya göre sağlam ailelerde üç temel özellik dikkati çekmiştir.

1. Dindarlık
Uzun yıllar başarıyla evliliklerini sürdüren eşler düzenli olarak kiliseye gidiyorlardı.

2. Övgü ve takdir
Aile içindeki fertler birbirlerinden gerekli zamanlarda iltifatlarını ve ruhlarını hoşnut edici övgü dolu sözcükleri esirgemiyorlardı.

3. Birlikte zaman geçirme
Bu aileler iş, eğlence, evde ya da dışarıda yemekte daha çok birlikte zaman geçiriyorlardı.

***

Mutluluk gökten zembille inmiyor, hak etmesini bilenler, çaba harcayanlar mutlu oluyor.


YARD. DOÇ. DR. BÜNYAMİN IŞIK, FATİH ÜNİVERSİTESİ HASTANESİ AİLE HEKİMLİĞİ UZMANI, DANIŞMANI


Tarih: 22:11, Saturday, Ocak 27 Kategori: EVLILIK
Yorum (0) | Yorum yaz | Bağlantı

Evlenecek gençlerin dikkatine!

Evlenecek gençlerin dikkatine!
GÜLAY ATASOY
Her genç hayaller kurarak evlenir. Kimi “kalbine mukabil bir kalp” “bularak mutluluğu yakalar, kimi yakalayamaz. Hayat arkadaşına “İyi ki evlendim.” diyenler olduğu gibi; “Ah! Keşke evlenmeseydim..” diye feryad ü figan edenler de vardır… Yeni evlenecek olan gençler sonradan “keşke” demek istemiyorlarsa şu noktalara dikkat etmelidirler:

1) KENDİNİZİ TANIYIN
Eşinizi tanımadan önce kendinizi tanıyın. Evlilikten ne bekliyorsunuz? Evlilik sizin için ne ifade ediyor? Neden evleniyorsunuz? Evlilik bir fantezi mi? Yoksa hayat arkadaşlığı mı?

2) RUHEN OLGUNLAŞIN
Belirli bir ruhî olgunluğa gelmeden evliliğe yanaşmayın. Çünkü evlilik, evcilik oyunu değil. “Biraz oynar usanırsam eşyalarımı alıp eve dönerim.” diyemezsiniz. Evlenirken her zorluğa ve fedakârlığa katlanmayı göze alın.

3) EĞİTİMİNİZİ TAMAMLAYIN
Mesleki eğitiminizi ya da kariyerinizi tamamlamaya özen gösterin.

4) REALİST OLUN
Gözünüzdeki pembe gözlüğü bir kenara bırakıp, realist olmaya çalışın. Çünkü hayal üzerine kurulan evlilik, ilk hayal kırıklığıyla yıkılabilir.

5) ‘DEĞİŞTİRİRİM’ DİYE DÜŞÜNMEYİN
Bazı şeyleri içime katlarım, beğenmediğim huylarını değiştiririm diye düşünmeyin. O zaman evliliğiniz bir şeyleri değiştirme savaşına dönüşür. Sürekli “Neden öyle yaptın? Niye böyle yapmıyorsun? Ben şundan hoşlanmıyorum. Ama sen yapmaya devam ediyorsun. Şu huyundan vazgeç.” demekle geçer.

6) İNANÇLARINIZA UYGUN OLANI SEÇİN
Kendi dini inançlarınıza uygun birisini tercih edin. Kadın namaz kılar kocası içki masası hazırlatırsa, ya da erkek namaz kılarken eşi tersini yaparsa mutluluk oranı o ölçüde azalır. Eşler sürekli “sen yanlış yapıyorsun, ben doğru yapıyorum” tartışması yapar.

7) HUY, AHLAK VE MİZACA DİKKAT!
Huy, ahlak, mizaç ve hatta zevklerde bile uyum içinde olan kişileri tercih etmek evlilikte mutluluğa bir adım atmış olmak demektir.

8) SEVGİ ÖNEMLİ
Aşık olmadan evlenmem demek ne kadar yanlışsa; sevginin sıfır olduğu bir evliliği de mantık evliliği yapıyorum diye yapmak yanlıştır. Sevmediğiniz, içinizin ısınmadığı komşunuzla bile yapamazken hayat arkadaşıyla hiç yapamazsınız.

9) AİLENİZİN GÖRÜŞÜNE ÖNEM VERİN
Sonradan “Ben nerede yanlış yaptım?” dememek için ilk anda yanlış yapmayın. Çünkü kimi gençler ailelerin denk görmediği eşlerle evleniyorlar. O an hisleri mantıklarını örtüp aileyi dinlemiyorlar.


Tarih: 22:10, Saturday, Ocak 27 Kategori: EVLILIK
Yorum (0) | Yorum yaz | Bağlantı

Sayfalara “eşimi seviyorum” ve “onu sevmek için bütün yolları deneyeceğim” diye yazın

Sayfalara “eşimi seviyorum” ve “onu sevmek için bütün yolları deneyeceğim” diye yazın
GÜLAY ATASOY
“Bir varmış bir yokmuş” diye başlar masallar… Ve “onlar erdi muradına biz çıkalım kerevetine” diye son bulur. Ortada neler yaşanır o pek bilinmez. Acılar mı çoktur, sevinçler mi? Onu ne yazan olur ne de anlatan. Ama gerçek olan mutlulukla biten masallardır. Şu dünyada hemen herkesin öyle bir masalı vardır. Kimi masalların sayfalarına kahkahaların resmi çizilir. Kimininkine ise hıçkırıkların hüznü yazılır… Peki sizin masalınızda ne yazılar var? Hüzün mü yoksa, neşe mi?”

Eğer o masala mutluluğun resmini çizmek, mutluluğun şarkısını yazmak istiyorsanız?.. Önce geçmişteki acıların üzerini çizin. Kötülükleri mazi mezarına gömün. Sayfalara “eşimi seviyorum” ve “onu sevmek için bütün yolları deneyeceğim” diye yazın.

Çirkin olan hiçbir şeyi duymayın, görmeyin. Her söze cevap yetiştirmeyin. Gözünüzü kör, kulağınızı sağır edin. Bu dünya her kötülüğü görecek, her söze cevap yetiştirecek kadar uzun değil.

Eşinizi “sen şöylesin, sen böylesin” diye yıpratmayın. “Sen benim için özelsin, sen bir tanesin” diye motive edin. Kameralarınızı kusur ve hatalara değil; güzelliklere çevirin.

Negatifliği bırakıp, pozitif olun. Etrafınıza mutluluk ışıkları saçın. Çevrenize huzur meltemi estirin. Eşiniz aydınlığınızda ferahlamak, huzur melteminizde serinlemek için yanınıza koşa koşa gelsin. Acıları orada dinsin. Sıkıntıları orada bitsin. Elem ve keder dağları o güneşte erisin.

Eviniz, erişilmez dağların zirvesi olmasın. Eşiniz, o fırtınalar arasında tek başına kalmasın.

Aynı evi, aynı çocukları, aynı odayı ve aynı yastığı paylaşanlar aynı “s e v g i y i” de paylaşsın. Aynı mutluluğa imza atsın. Aynı huzura doğru koşsun. Şayet “Ben pozitif olamıyorum ya da ne yapsam eşimi mutlu edemiyorum” diyor ve mutluluğu yakalamakta kararlıysanız?

Hayatta hiçbir şey zor değil. Yeter ki isteyin, yeter ki, başaracağınıza inanın ve gayret gösterin. Bir de bol bol, dua edin.

Unutmayın, yollar, yürüdükçe aşılır. Dağlar tırmandıkça... Evlilik de bir yoldur. Bazen ufak tefek taşlar olur. Onları görüp, ümitsizliğe düşmeyin.

Belki koşarken ayaklarınıza taşlar batar, belki yüreğiniz acır. Sonundaki mutluluğu düşünün. Güzel günleri hayal edin…

Masalınızın sonunun mutlulukla bitmesini istiyorsanız eşinizi sevin... Ve önsözü “mutsuzlar” son sözü “ayrıldılar” değil, önsözü “sevgi” son sözü “mutluydular” olsun.


Tarih: 11:59, Çarşamba, Aralık 13 Kategori: EVLILIK
Yorum (0) | Yorum yaz | Bağlantı

<- Son Sayfa | Sonraki Sayfa ->